3 Şubat 2014 Pazartesi

Kardeş böbreğiyle hayata tutundular

Antalya'da böbrek yetmezliği çeken 32 yaşındaki Bayram Akar ile 40 yaşındaki Ayşe Uğurlar, kardeşlerinin bağışladığı böbrekle yeniden hayata bağlandı. 




AA

Antalya'da yaşayan 32 yaşındaki belediye işçisi Bayram Akar, 2 ay önce şiddetli ağrı nedeniyle gittiği hastanede böbreğinde protein kaçağı bulunduğunu öğrendi. İlaç tedavisi görmeye başlayan Akar'a, 10 gün önce kontrol için geldiği hastanede böbreklerinin işlev görmediği bildirildi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesindeki doktorların "Diyalize girmeden bir yakınından nakil yapabilirsek çok iyi olur" sözü üzerine Akar'ın kardeşi Yusuf Akar (34), böbreğini vermek için gönüllü oldu.
Tetkiklerin ardından nakil için bir engel bulunmadığı tespit edildi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü'nde Doç. Dr. Ayhan Dinçkan tarafından gerçekleştirilen ameliyat ile Yusuf Akar'dan alınan böbrek, başarıyla kardeşine nakledildi.
Naklin ardından sağlığına kavuşan Bayram Akar, hayatının en mutlu gününü yaşadığını söyledi. Kardeşliğin böyle zor günlerde ortaya çıktığını dile getiren Akar, "Kardeşime minnettarım. Bugün kendimi adeta yeniden doğmuş gibi hissediyorum" dedi.



İKİNCİ DEFA NAKİL OLDUAntalya'da yaşayan 40 yaşındaki Ayşe Uğurlar'a da 15 yıl önce halsizlik ve iştahsızlık şikayetiyle gittiği Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Bir süre diyalize giren Uğurlar'a, 10 yıl önce babası İsmail Yılmaz'dan böbrek nakli yapıldı. Başarılı geçen ameliyatın ardından Uğurlar, sağlığına kavuştu.
Naklin ardından sağlıklı bir hayat süren Uğurlar'ın böbreği 2 ay önce yeniden işlev göremez hale geldi. Uğurlar'ın kendisine böbrek veren babası da 15 gün önce hayatını kaybetti. Babasının ölümüyle sarsılan Uğurlar'ı teselli eden haber, kardeşi Ömer Yılmaz'dan (38) geldi. Yılmaz, ablasına böbreğini vermek için gönüllü oldu.
"ORGAN NAKLİNİN ÖNEMİNİ ANCAK YAŞAYAN ANLAR"Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyat ile Yılmaz'dan alınan böbrek, başarıyla ablasına nakledildi. Ayşe Uğurlar, "10 yıl sonra yeniden nakil oldum. Çok mutluyum. Keşke bu günleri babam da görebilseydi" diye konuştu.
Organ naklinin önemini ancak yaşayanların bileceğini vurgulayan Uğurlar, vatandaşları organlarını bağışlamaya davet etti.

Tek delikten üç ameliyatla bir ilke imza attılar


Ankara’daki Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, ‘Single Port’ yöntemiyle tek delikten üç ameliyat aynı seansta yapıldı. Ameliyat ekibinden Doç. Dr. İlknur İnegöl Gümüş, operasyonun dünyada ilk olduğunu söyledi.



ntvmsnbc

Halk arasında kansız, bıçaksız ya da kapalı ameliyat olarak bilinen laparoskopi ile yapılan ameliyatlarda gelişmeler birbirini izliyor. CİHAN haber ajansından Kılıç’ın haberine göre, değişen teknolojiye bağlı olarak gelişen cihazlar sayesinde kolaylaşan cerrahi operasyonların son örneği Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yaşandı. Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’na bağlı hekimler, Single Port diye adlandırılan cerrahi yöntem ile tek delikten üç ameliyatı aynı seansta yapmayı başardı. 
İDRAR KAÇIRMA, MYOM VE KİST OPERASYONU 
Türk hekimler, bu operasyonla dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Operasyonla ilgili bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlknur İnegöl Gümüş, “İdrar kaçırma şikâyeti bulunduğu için ameliyat olması gereken bir hastamıza dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle operasyon yaptık. Tek delikten uyguladığımız teknik ile idrar kaçırma operasyonunun yanı sıra, rahimde myom ve yumurtalık kisti ameliyatlarını da gerçekleştirdik. Bu yöntem hem fiziksel hem de ruhsal olarak hastayı olumlu yönde etkilemektedir” dedi. 
ULUSLARARASI KONGREDE ÖDÜL KAZANDI 
Laparoskopik ameliyatların açık ameliyatlara göre birçok avantajı olduğunu da vurgulayan Doç. Dr. İnegöl, “Hastanın ameliyat sonrası kısa zamanda hastaneden taburcu olması, daha az kan kaybı, daha az ağrı, yara izi olmaması gibi estetik avantajlar, kısa zamanda iyileşme süreci, eski sağlığına kavuşma döneminin kısalması ve daha hızlı gündelik yaşama adapte olabilme gibi birçok avantajları bulunuyor” şeklinde konuştu. 

Ritim bozukluğundan ablasyonla kurtuldu

Kalp ritim bozukluğu teşhisi konulan 11 yaşındaki Alperen Bayraktar, kasıktan girilip kalbindeki ritim bozukluğuna neden olan alanın yakılarak yok edilmesi (ablasyon) yöntemiyle sağlığına kavuştu.




AA

Çocuk Kardiyoloğu Prof. Dr. Volkan Tuzcu, yaptığı yazılı açıklamada, kalp ritim bozukluğu bulunan Alperen Bayraktar'a ablasyon yöntemi uyguladıklarını ve sorunlu bölgenin tedavi edildiğini ve ömür boyu ilaç almaktan kurtulduğunu söyledi.
Ritim bozukluğunun sadece erişkinlerde görülen bir hastalık olmadığını anımsatan Tuzcu, Bayraktar'ın kalbinin sağ karıncık kısmından kaynaklanan çok sık ekstra vurumları ve ona bağlı kısa ventriküler atakları olduğunu belirtti.
ABD'de çalışırken, kasıktan girerek hiç radyasyon kullanmadan uygulanabilen yöntemin, kendisinin geliştirdiği bir yöntem olduğunu işaret eden Tuzcu, şunları kaydetti: "O yöntemi de kullanarak, Alperen'deki ritim bozukluğunu yok etmek mümkün oldu. Şu anda ilaçsız bir şekilde izliyoruz. Tabi bu yöntem varken ilaç kullanmak hiç doğru değil. Ayrıca ilaçlar tedavi etmiyor. Atağı tam olarak baskılamıyor. Ayrıca ilaçların ciddi yan etkileri de olabiliyor. Kalbin dakikada normalin altında ya da üstünde atım yapması olarak tanımlayabileceğimiz kalp ritim bozukluğu ani ölümlere neden olabiliyor. Çocuklardaki şikayetler erişkinlerdeki gibi bariz olmayabiliyor, yanlış anlaşılabiliyor. Tabi bir bebek 'Çarpıntım var' diye ifade edemiyor."



YÖNTEMİN BAŞARI ORANI YÜKSEK Bu yöntemle yüzde 80-90 oranındaki hastanın ilaç kullanmadan sağlığına kavuştuğunu vurgulayan Tuzcu, şöyle devam etti: "Bu tür problemlerde yüzde 95 başarılı bir yöntem varken, hastayı sürekli ilaç almaya yönlendirmek çok doğru bir yaklaşım değil. Bu yöntem için çocuğun yeterli büyüklükte olması lazım. Genellikle 6 yaş yeterli kabul ediliyor. 6 yaşın üzerinde bir hastada hızlı çarpıntıya yol açan tedavi gerektiren bir durum varsa ablasyon uygulanabiliyor. Başarı noktasında da kalbin riskli olabilecek yerlerinde dondurma yöntemini tercih ediyoruz. Ritim bozukluğuna neden olan alanı -80 derecede dondurup ortadan kaldırıyoruz."
Türkiye'de, çocuklardaki kalp ritim bozukluğunun teşhis ve tedavisini yapabilecek hekim sayısının henüz yeterli olmadığını kaydeden Tuzcu, bu durumun tıp fakültelerinde veya yapılan ihtisaslardaki eğitim eksikliğinden kaynaklandığını, sonuç olarak da geç teşhis nedeniyle hayatını kaybedenlerin olduğunu aktardı.
"ZAMAN ZAMAN ÇOCUĞUNUZUN NABZINI KONTROL EDİN" Prof. Dr. Tuzcu, çocuğun 5-6 yaşına gelince şikayetlerinin artmaya başladığına dikkati çekerek, şu görüşleri bildirdi: "Kalpte ani sebepsiz hızlanmalar veya bayılmalar olması gibi bazı bulgular olabiliyor. 3-5 yaşında kendini ifade edemeyen çocuklar, 'kalbimde kuş çırpınıyor' ya da 'göğüs kafesim içinde bir şey' var diyebiliyor. Bir şey tarif etmeye çalışıyor, bazen ağrı diyor. Bu durumla karşılaştığımız zaman ailelerin yapacağı en iyi şey, nabız tutmaya çalışmak, kalp nasıl atıyor mümkünse saymak, mümkün değilse en azından hızlı mı atıyor, yavaş mı atıyor yaklaşık olarak bir fikir sahibi olmaya çalışmaktır."
Tuzcu, çocuklarında ritim bozukluğu olan aileleri, "Elektrofizyoloji uzmanlığı" olan hekimleri tercih etmeleri yönünde uyararak, Türkiye'de bu alanda eğitim alan az da olsa hekim olduğunu ifade etti

Alternatif tıp nedir?


Alternatif tıp insanların küçümseyeceği bir olay asla değildir. Bu konudaki araştırmalar senelerdir sürüyor.

Alternatif tıp normal tıp’ı asla reddetmez , bu yöntem tıp yöntemlerinin çaresiz kaldığı durumlarda insan hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılmak için araştırma yapılıyor ve insanların hizmetine sunuluyor.

Tıp 2′ye ayrılır;

1- Aropatik tıp
2- Homeopatik tıp

Aropatik tıp yöntemi vücuda karşıt ilaç verilmesiyle olan bir tedavi şeklidir. (Soğuk algınlığına karşı soğuk algınlığından koruyan ilaç gibi)

Homeopatik tıp’ta ise hastalığın benzeri ile tedavi söz konusudur. (Hastalığın etkisini azaltılmış olan suyu’nun vücuda verilmesi gibi).

Alternatif tıpta bulunan yöntemler;
Renk , ses , müzik , Mücevher , ışık , Psikolojik tedavi gibi bir sürü yöntem yer almaktadır.

Bir dönem Avrupa’da psikolojik rahatsızlığı olan insanlar yakılıyorlardı. Biz de ise mermer yüzeyine çarpan su ile tedavi yöntemi bilinmektedir.



Akupunktur 1970′li yıllarda Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir tedavi yöntemi olarak benimsenmiştir. Günümüzde ise alternatif tıp olarak kullanılmaktadır.

Akupunktur tedavi yönteminde belirlenen 20 nokta vücudun belirli kısımlarına altın iğne batırılarak o bölgeler uyarılmaya çalışılmaktadır. Bu noktalardan 120 tanesi kulakta bulunmaktadır.

Bu yöntemin kullanılması için insanın sağlam bir sinir sistemine ihtiyacı olması gerekmektedir. Akupunktur tedavisi uzun bir süreç ve gerekli bir eğitim gerektirmektedir. Bu yüzden evde aldığınız ürünlerde asla denenmemelidir. Vücudunuza kalıcı hasarlar verebilirsiniz.

Saç Bakımı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Etkileyici ve sağlıklı saçlara kavuşmak için bilmeniz gerekenler


1. Çok kuru saçlar
Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.


2. Normal saçlar
Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.


3. İkisi bir arada
Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.


4. Ilık su ile durulayın
Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için idealdir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su, saçlara mükemmel bir parlaklık verir.


5. En iyi fön stratejisi
Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.


6. Nazik olun
Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.


7. Çok mu streslisiniz?
Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.


8. Ön yargıları unutun
Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın. İnce mi yoksa asi mi? Kürleri en etkin nasıl kullanacaksınız?


9. Saç kremi
Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.


10. Çok ince saçlar
İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin ‘uçuşmasını� engeller.


11. Tatilde bakım
Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.


12. Koruma ve tamir:
Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar.
Saç kürleri yumuşacık yapar. Ama hangisini kullanmalı?


13. İnce telli saçlara kür uygulamak
Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.


14. Saç maskeleri
Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)


15. Sarı, kızıl ya da kahve
Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.


16. Çabuk kür uygulamak için
Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.


17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar
Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli. b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın. Doğru yöntemleri bilenler kötü saç günü yaşamazlar


18. Vaks nasıl kullanılır?
Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.


19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız
Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.


20. Saç spreyi ve parlatıcı
Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin. Hacim vermek için ideal yardımcılar fön, fırça ve köpüktür


21. Zamanlama sorununuz varsa:
Örneğin, sabah sabah 06:30'da uçağınız kalkacaksa, saçlarınıza akşamdan uygulayacağınız doğru bir şekillendirme ile zaman kazanabilirsiniz.saçlarınızı yıkayın ve yuvarlak fırçayla kabartarak fön çekin. Biraz saç spreyi sıkın. Yatmadan önce yarım saat bekleyin. Ertesi sabah hafifçe tarayın.


22. Saçınızı yıkamadan yattınız
Eğer sabah da saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınızın yıkanması gerekiyorsa, saçlarınızın diplerine transparan pudra sürün ve iyice fırçalayın. Ayrıca buklelerinizi de nemlendirici sprey veya köpükle canlandırırsanız, saçlarınız tertemiz görünür.


23. Güçsüz kalmış kuru saçlar
İçinde alkol barındıran ve bu yüzden saçı iyice kurutan jöle köpük gibi ürünlerden vazgeçerseniz; bunların yerine yumuşak ürünleri kullanırsanız saçlarınız çabucak eski haline kavuşur.


24. Sabah hiç vaktiniz yoksa
Bir gün önceden sürdüğünüz saç jölesini ıslak ellerinizle yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Ama saçlarınızı uzama yönünün aksine doğru parmaklarınızla taramalısınız.


25. Uzun saçlara ellerinizle köpük sürmeyin
Eğer saçlarınıza ellerinizle köpük sürerseniz, eşit dağılım olmayabilir. Bunu yerine bunu yerine geniş bir tarağa saç köpüğünü sıkın ve saçlarınızı diplerden ortaya kadar güzelce tarayın. Böylece köpüğü saçınıza eşit dağıtmış olursunuz.


26. Saç diplerinizin daha dik olmasını istiyorsanız
Uzun saçlarınızı üst kısımlarda kısmet krapeyle kabartıp, sprey sıkabilirsiniz. Böylece saçlarınız kabarık durur. Kısa saçları, üstten birkaç bukle ile ayırıp yandan klips tokalarla tutturun, yumuşak bir şekillendirici sürün ve fönleyin. Son olarak saçlarınıza sprey sıkın ve parmaklarınızla şekil verin

Uzun, omuz hizası ya da kısa modellerin hangisi bana uyar?

27. Hayal ettiğiniz model
Kuaföre giderken hayalinizdeki saç modelini bir dergiden keserek yanınızda götürün. Resme bakan uzman, ne istediğinizi daha iyi anlayacaktır. Ama şunu da unutmayın: Herkesin saç cinsi aynı değildir. Üstelik o fotoğraflar çekilmeden önce saçlar epeyce kuaför elinden geçmiş olur. Yeni alternatiflere açık olun. Saç uzmanları, neyin mümkün olup neyin olamayacağını bilirler.


28: Yuvarlak yüz
Yuvarlak yüzlü kişilerin, çene ya da kulakmemesi hizasındaki kabarık saçlardan uzak durması gerekir. Onun yerine başın üst kısımlarında kabaran ve aşağıya doğru ince perçemli dökülen kart kat modeller daha uygundur. Saçların uzunluğu omuzlara kadar olabilir.


29. Sık ve güçlü saçlarınız varsa
Pek çok kesime cesaret edebilirsiniz. Saçınızın rengi ne olursa olsun, orta uzunluktaki köşeli küt modeller ile düz kısa saçlara çok yakışır. Ama keskin hatlı bu saçları sık sık kuaföre düzelttirmeniz ve parlaklıklarını korumak için her gün bakım yapmanız gerekir.


30. Yeni bir kısa model mi denemek istiyorsunuz?
Yeni bir kesimde,alıştığınız tarzdan farklı şekillendirmek durumundasınız. Eğer çok erkeksi görünmek istemiyor, seksi olmak istiyorsanız, göz ve dudaklarınızı daha çok çıkarın. Ayrıca dikkat çekici küpeler, her zaman kadınsı bir hava yaratır.
Yumuşak dökümlü perçemler her yüz tipine gider


31. Saç, boy ve ölçüler
Birbirleriyle orantılı olmalıdırlar. Örneğin boyu 1.60m�nin altındaki kadınlara uzun saç yakışmaz. Uzun boylu iri kadınlarda kısa saçlar başın küçük, bedenin iri görünmesine neden olur.


32. İnce hafif perçemler
Özellikle ince saçlarda çok idealdir. İnce perçemler en fazla çene hizasına kadar ve kakülle birlikte kullanılırsa. Daha hacimli durular. Becerikli kuaförler araya birkaç kısa bukle yerleştirerek, saçın alttan destek alıp kabarmasını sağlar.


33. Kısaltmak ya da uzatmak?
Kesin karar veremeyenlerin, zamanla saçları uzadığında bile, şekli bozulmayacak bir modele ihtiyaçları vardır. En ideali, ince perçemlerle ensede daha uzun, yanlarda daha kısa dökülen kat kat bir modeldir. Bu model çene hizasında da güzel durur. Kısa kesimler ince saçlar için idealdir.


34. Elbise ve bluz dekolteleri saçınızla uyumlu olmalıdır
Çeneye kadar gelen saçlarda yuvarlak ve çok açık olmayan dekolteler idealdir. Kıvırcık saçları V şeklinde derin dekolte veya ince askılı bluzlarla daha kadınsı hale getirebilirsiniz. Kısa saçlarla hemen her şeyi giyebilirsiniz. İster derin dekolte olsun, ister balıkçı yaka kazak


35. Kakül ve alında perçemUzun yüzleri dengeler. Çene hizasında biten küt kesimler de çeneye ekstra denge sağlar.
Kıvır kıvır saçlar şimdi çok moda
.

36. Sıcaktan korunun
Maşa ve fön sık kullanıldıkları zaman saçlara zarar verebilirler. Termo şekillendirici ürünler, ısıya dayanıklıdırlar ve aletlerin üstünde kalıntı bırakmazlar.


37. Düz saçlı kadınlar
Düz saçlı kadınlar yalancı ya da gerçek perma yaptırmayı severler. Ama suni kıvırcıkların şekillendirmesinin daha uzun sürdüğünü de hesaba katmak gerek. Kıvırcıklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsanız, açık havada kurumaya bırakmak pek çözüm olmaz. Bunun yerine, saçlarınıza uygun bir şekillendiriciyle, parmaklarınızı kullanarak saçınızı biçimlendirin.


38. Periyodik soruna özel çözüm
Doğal kıvırcık saçlar, reglden birkaç gün önce düzleşir. Nedeni de büyük ihtimalle hormonlardır. Ama kıvırcık saçlar için özel spreyler sayesinde saçlarınıza eski havalarını geri kazandırabilirsiniz.

Kabarık saçlara kat kat kesimle hava kazandırabilirsiniz

39. Dipleri düzleşmiş kıvırcık saçları canlandırmak için
İnce bukleler alın, bunları maşaya diplerden beş parmak uzak kalacak şekilde, içe doğru sarın (uçları dışarıda bırakın). Kısa süre böyle tutun, dikkatle maşayı ayırın ve soğumasını bekleyin. Son olarak da tarayın.


40. Daha hacimli saçlar mı istiyorsunuz?
O zman saçlarınızı normal uzaman yönlerinin tersine doğru sarın. Daha sağlam kıvırcıklar elde edersiniz. Daha kabarık ve güzel dökülürler. Ayrıca o kadar da çabuk düzleşmezler.


41. Eğer doğaz kıvırcıklarınıza egemen olamıyorsanız
Saçlarınızı evcilleştirme işlemine yıkadıktan hemen sonra başlayın. Nemli saçlarınızı sıkı bir kuyruk yapın, sprey sıokın ve kurumaya bırakın. Sonra ayrık dişli bir tarakla tarayın ve isterseniz parlatıcı sürün.


42. 20′li yılların dalgalı saçlarına sahip olmak
Önce saçlarınızı spreyle biraz ıslatın ve alnınıza uzun bir klips takın. Altındaki saçları da klipsle tutturun. Parçaları fönle kuruttuktan sonra klipsleri çıkarın, yumuşak bir şekilde tarayın.


43. Sarı saçlara parlaklık gerek
Çünkü perma sarı saçı renksiz ve solgun yapabilir. Rengi tazelemek için soğuk küllü renk boyalar kullanmayın, kıvırcıklarınızı sağlıksız ve mat gösterirler. En ideali altın sarısı veya bakır gibi parlak sıcak renklerdir.


44. Saç kesimi her şeydir
Güçlü doğal dalgalarda çok kısa ve küt kesimler doğru olmaz. Üstelik saçlara belirgin olmayan katlar verilmelidir. Öyle ki, saç aşağıya incelerek dökülsün ama optik olarak eşit uzunlukta gibi görünsün.




Sağlıklı saçlara sahip olmak için yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor 

DEMİR: Saçların uzamasını hızlandırır. Kırmızı et, kabuklu deniz hayvanları, güçlendirilmiş tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

PROTEİN: Saç tellerinin yapı taşıdır. Doymuş yağ oranı düşük protein almak için beyaz ve kırmızı eti karıştırabilir ya da deniz ürünlerini tercih edebilirsiniz.

BİYONİT, B6, B12 VİTAMİNLERİ: Saç köklerinde yeni saç tellerinin oluşmasını sağlar. Tam tahıllı ekmeklerde, yulafta, az yağlı süt ve peynirde, yumurtada, somon balığında, kabuklu yemişlerde bulunur.

ÇİNKO: Çinkoda bulunan doğal yağlar saçlara parlaklık verir. Kırmızı et, kabuklu yemişler, nohut, kabak çekirdeği ve yoğurtta bulunur.

C VİTAMİNİ: Saç derisinde hücre yenilenmesine yardımcı olur. Çilek, kivi, mango, portakal, ahududu, kırmızı dolmalık biber gibi parlak renkli sebze ve meyvelerde bol miktarda C vitamini vardır.

A VİTAMİNİ: Sağlıklı saçlar için gereklidir. Elma, kayısı ve tatlı patates iyi birer A vitamini kaynağıdır.


ANTİOKSİDANLAR: Hücre yenilenmesine yardımcı olarak saç derisini güçlendirir. Siyah çikolatada, otlarda, böğürtlen ve çilek gibi kabuksuz etli meyvelerde bulunur. Sağlıklı saçlar için süper besinler.